04 06 2007

piller pil nedir piller nasıl çalışır pili kim buldu pillerin iç

PİLLER



Kimyasal bir tepkimede ortaya çıkan enrjiyi, doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren  aygıtlara pil denir. Güneş pili, güneş ışınlarını alarak elektrik akımı üreten, silisyumlu fotodiyot bataryası. (Yapma uydularda enerji kaynağı olarak kullanılır.) Kuru pil, elektroliti durgun olan pil. Ölçek pil, elektromotor kuvveti ölçmeğe yarayan pil: Weston ölçek pili. Termoeelektirik pil, değişik cinsten iki iletkenin, uçları ikişer ikişer birbirine değecek şekilde birleştirilmesiyle meydana gelen sistem; iletkenlerin deyme noktalarında, sıcaklık farkına bağlı olarak bir elektromotor kuvvet meydana gelir. Volta pili, bir sıvıya veya ayrı ayrı sıvılara batırılmış iki elektrottan meydana gelen elektromotor kuvvet üreten sistem. (Volta pili, bugünkü elektrik pillerinin kaynağıdır.) Yakıtlı pil,bir yakıtın yanmasından doğan kimyasal enerjiyi doğrudan doğruya elektrik enerjisine dönüştüren cihaz.



Hidroelektrik  piller teorisi.



Nükleer Atom pili veya nükleer reaktör, atom fisyon`undan yararlanan enerji kaynağı. Yenileyici pil, uranyum 235 (veya plütonyum) tüketiminden doğan açığın, uranyum 238`- deki nötronların yakalanmasıyla oluşan pülütonyumla dengelendiği özel atom pili. (Yenileyici piller, yakıt bakımından büyük tasarruf sağladığı için çok ilgi çekicidir. Yakıt yenilenmesinde, toryum yoluyla uranyum 233 oluşumundan yararlanılır.)   Bir hidroelektrik pil aralarında bakışımsız (iki elektrodu ayrı) bir voltametre bulunan bir iletkenler zincirinden meydana gelir. İlk pili Volta yapmıştır (1800); bu pil hafif asitli su emdirilmiş çuha veya karton rondelalarla birbirinden yalıtılan, yuvarlak bakır ve çinko dizisinden meydana gelmiştir. Son bakır levha çinko levhaya bağlandığında madeni telden akım geçiyordu. Bu pilin sakıncalarını (asitli suyun sızarak kısa devre yapması) gidermek için Cruikshanks, asitli su dolu bir çanak içine yatırılmış bir pilden meydana gelen Çanaklı pil'i yaptı. 1826'da Becquerel akım verdiği zaman bu pillerin elektromotor kuvvetinde meydana gelen azalmayı, dokunma yerlerindeki bir değişikliğe, özellikle pozitif elektrot üzerinde elektroliz sonucu hidrojen kabarcıkları birikmesine bağlayarak açıkladı. Elektrotlardaki bu kutuplaşmayı azaltmak için, hidrojen birikintilerini dağıtacak oksitleyiciler katmak gerekir. Bunu için sıvı ve katı kutuplaşma önleyici maddeler katılmış pillar yapıldı. Poggendroff 1842'de potasyum bikromatlı pil'i tasarladı; bu pil, sırasıyla Grenet, Ducretet ve Trouve tarafından geliştirilmiştir. Bikromatlı pilin klasik tipi şöyle yapılmıştı: pozitif kutup vazifesi gören karni kömüründen iki levha, negatif kutup vazifesi gören bir çinko lamanın iki yanına yerleştirilmişti; üçü birden, potasyum bikromatın asit çözeltisi içine daldırılıyordu. Madeni levha çözeltiye daldırılır daldırılmaz, şu tepkimeler sonucu akım meydana geliyorda: bir potasyum ve krom çift sülfatı oluştururken, tepkimede açığa çıka oksijen hidrojenle birleşerek kutuplaşmayı önler. Elektromotor kuvveti 2V olan bu pillerin debisi oldukça yüksektir. Bunsen pili'nde (1842) kutuplaşma önleyici olarak nitrik asit kullanılır.Kutuplaşma önleyicisi bir tek katı maddeden meydana gelen piller arasında en kullsnışlısı  Leclanche pili'dir (1868); amonyum klorur içeri ği içine daldırılan bir çinko çubuk negatif kutup görevi yapar: ortada gözenekli bir kap veya bezden bir torba bulunur; bunun içine karni kömüründen bir çubuk konup etrafına basınçla manganez dioksit doldurulur: elektromotor kuvveti 1,5 V olan bu pil, düşük şiddette akım üretir. Zil,tttelefon gibi kesik akımlı işlerde kullanılan bu pil Fery tarafından geliştirilmiştir. Fery pilinde bir çinko levhadan meydana gelen negatif elektrot kabın dibine yatay olarak konur; pozitif elektrot, katalizör görevi yapan gözenekli kömürden yapılmıştır; elektrolit yine amanyum klorür çözeltisidir; sıvının üst kısmında eriyen havanın oksijeni, kutuplaşma önleyici rolu oynar. Aynı ilkeyle soğurucu veya jelatiinli bir maddeyle elektroliti durgun hale getirilen ve cep fenerlerinde kullanılan kuru piller yapılır.



Ayrıca, iki sıvılı kutuplaşmayan piller gerçekleştirilmiştir; bu pillerde elektrotlar iki ayrı maddeden yapılmıştır ve her biri yapıldığı maden tuzunun eriği içine daldırılır. Bu tür pillerden ilki 1836'da ortayaçıkan Daniell pili'dir:çinko sülfat eriyiği bulunan bir kaba bir çinko çubuğu batırılır: bu kap içine konan gözenekli bir başka kapta doymuş bakırsülfat eriyiğine batırılmış bakır bir silindir ardır. Bu pil, 1,08 V'luk bir elektromotor kuvveti verir.



Derişmeli piller dekutuplaşmayan pillerdendir: her iki elektrotta aynı madenden yapılır ve her biri bu maden tuzunun farklı derişiklikte eriyiklerine batırılır. Elektromotor kuvvet, eriyiklerin derişiklik derecesine bağlıdır; pil akım verirken daha az derişiklik eriyikte bulunan elektrot erir; pozitif kutbu meydana etiren öbür elektrotun kütlesi, içinde bulun duğu daha derişik eriyik zararına artar; böylece her iki eriyiğin derişiklik derecesi eşit hale gelir.



Gazlı piller'de elektrotlara gaz emdirilmiş ve elektrotlar basınçlı bir gaz içine yerleştirilmiştir. Eriyiklerin pH'ı derişmeli pillerden türeyen pillerle ölçüle bilir. Bir pilin, elektromotor kuvvet, direnç gibi sabitleri geleneksel metodlarlaölçüle bilir. Karşı koyma metodunda Daniell piliLamiter Clark pili,Weston pili gibi kutuplaşmayan ölçek pillere başvurulur;Weston pilinde, sodyum malgaması, kadıniyum sulfat ve elektromotor kuvveti 20*C'da 1,01830 V olan civa sulfat bulunur.



* Piller teorisi



Helmholtz tersinir piller için termodinamik bir teori tasarladı; bu teori, pil içinde meydana gelen elektirik alış verişine dayanır. Pillerin elektromotor kuvvetlerinin, her elektrodun içinde bulunduğu eriyikle dokunma yüzeyinde, elektrottan eriyiğe ve eriyikten elektroda iyonların geçmesine dayandığı kaul edilerek, iyon teorileri kurmak mümkün olmuştur. Elektromotor kuvvetleri düşük ve dirençleri fazla olduğu için, piller paralel veya seri bağlanarak bataryalar yapılabilir. Verdikleri enerji çok pahalıdır. En büyük avantajları taşınabilir olmasıdır.Piller, telefonda, telgrafta, zillerde ve cep lambalarında kullanılır; bunların yerine çoğu akümülatörler tercih edilir. Ayrıca, elektroliz olayları meydana gelmeyen bazı üreteçlerede <> denir: termoelektirik piller, fotoelektirik piller gibi.



Yakıtlı pil'lerde, elektroliz olayındaki dönüşümün tersi meydana gelir. Bu piller, hareketli parçaları olmayan, verimi yüksek, sessiz ve bir bütün halinde üreteçdir. Çoğunda yakıt olarak hidrojen kullanılır; fakat hidrokarbonlarla, metanol, amonyak ve metollerle çalışan çeşitli örneklerde vardır.Ancak bu pillerin yapımında daima güçlüklerle karşılaşılır.



Güneş pilleri'nin çalışma ilkesi, transistörlerin ilkesine benzer. Bu piller, yarı iletken cisimlerin monokristallerinden meydana gelir. Mesela, iki bölgeye ayrılmış bir silisyum levha kullanıla bilir: bu bölgelerden biri ışık alır ve yabancı madde olarak bor taşır, yani Ptipindedir; N tipinden olan ikinci bölgede ise yabancı madde olarak fosfor atomları vardır; P bölgesine gelen fotonlar silisyum atomlarına çarparak elektronları koparır; bu elektronlar, bütün yerleri tutulmuş olan N bölgesine giremez ve P tabakasında kalarak boşlukları doldurur. Bu olayın sonucu olarak, iki bölgearasında 0,56 V'luk bir potansiyel farkı şeklinde ortaya çıkan bir elektron dengesizliği meydana gelir. N bölgesine madeni bir levha, P bölgesine bir halka yapıştırılarak bupotansiyel farkı toplanır. Bşekilde düzenlenen güneş pillerinin verimi, %15'gibi yüksek bir seviyeye ulaşır, fakat maliyet fiyatlarının yüksekliği yüzünden henüz kullamağa elverişli değildir



Atom pili. Bir uranyum veya plütonyum çekirdeğinin fisyonu sırasında büyük miktarda enerji açığa çıkar. Ayrıca yeni fisyonlara yol açabilecek birçok nötron yayılır. Böylece zincirleme bir tepkime doğar. Bu tepkime kontrol edebilecek kadar ağır gelişirse bir atom pili elde   edilir. Fisyonda serbest kalan enerji ısı şeklinde açığa çıkar ve bir akışkanın dolaşımıyla ısı pilden alınır. Pillerin çok değişik tipleri vardır. Mesela bazı pillerde nötronlar, yavaşlatıldıktan sonra bazılarında hızını kaybetmeden kullanılır. Fisyona uğrayan madde, tabii uranyum, plütonyum veya tabii uranyumdan daha iyi özellikleri olan uranyum 233 ve urauym 235 çekirdeğinin fisyonu sırasında ortalama 2,5 öntron yayılır.Bunlar hızlı nötronlardır ve bir kısmı yeni fisyonlara yol açar. Fakat genellikle bunların sayısı çok düşüktür. Bu yüzden, uranyun fisyonunun etkin süresini uzatmak için, nötronları yavaşlatma yolları aranır; bu amaçla uranyum, hafif çekirdekli bir ortam içine yayılır. Yavaşlatma sırasında nötronlar, pil malzemesinde, özellikle uranyum 238 içinde yakalanarak kaybolur.Nötronların bir kısmıda pilin dışına çıkar. Bu yüzden, zincirleme tepkimeyi meydana getirmek için bir nötronu korumak güçleşir. Bu koruma için şu şartlar gereklidir:



1-) Nötronların pil dışına kaçışını azaltan ve <> denilen minimum bir hacim;



2-) Fazla miktarda nötron soğuran bazı elementlerden temizlenmiş ve <> denilen çok yüksek saflık derecesine getirilmiş malzemeler;



3-) Uranyum ve yavaşlatıcının en uygun şekilde yerleştirilmesi:



4-) Pili saran ve kaçacak nötronların bir kısmının çarparak geri dönmesini sağlayan, genellikle grafitten yapılmış bir reflektör.



 Bu şartlar, tabii uranyum yerine 235 izotopu veya plütonyumla zenginleştirilmiş uranyum kullanılırsa daha basitleşir;çünkü bu durumda nötron fazlalığı ve reaktiflik daha büyüktür Pil, içine konulan ve nötronları soğuran bir maddeyle kontrol edilir. Bu alanda en çok kullanılan madde kadmiyumdur.Bu kontrol, fisyonda nötronların bir kısmının belli bir gecikmeyle yayılmasına bağldır. Geciken nötronların sayısı, bütün fisyon nötronlarının %1'inden azdır; fakat reaktiflik yeterince zayıfsa, nötronların 1 dakikaya ulaşan gecikmelerinin kadmiyum kontrol çubuğunun yer değiştirmesiyle küçük reaktiflik değişimini dengeleyebilmesi için bu sayı yeterlidir.



* Atom Pillerinin Kullanılması



İlk atom pilleri, plütonyum üretmek için yapılmıştı. Plütonyum, uranyum 238'den bir nötron alarak meydana gelir. Bu madde ile atom bombası yapılabilir ve zaten ilk defa bu alandakullanılmıştır. Plütonyum ayrıca, büyük bir reaktiflik taşıyan ve ikincil pil denilen yeni pillerinyapılmasında kullanılabilir; fakat kısa bir süre sonra pillerin kullanma alanları genişlemiştir.



Radyoaktif izotopların hazırlanması. Tıpta, biyolojide v.b. kullanılan bu maddeler, genellikle kararlı bir elementi pil içinde belirli bir süre ışımaya tutarak elde edilir. Mesela kobalt 60, kütle numarası 59 olan klasik madeni kobaltı ışımaya tutarak üretilir. Işımadan faydalanma. Pil, özellikle nötron bakımından çok yoğun bir ışıma kaynağıdır; bunlardan, fizik, teknoloji, biyoloji deneylerinde yararlanılır. Mesela fizikte yavaşlatılmış nötronlar, katıların manyetik yapısını incelemekte kullanılır. Öbür deneyler, yoğun ışımaya tutulan malzemenin tepkisini incelemek amacını güder. Gerçekten bir çok madde ışımanın etkisiyle önemli dönüşümlere uğrayan fiziksel ve mekanik özellikler taşır. Bu olayın incelenmesi, daha güçlü pillerin yapımı bakımın dan önemlidir. Biyolojide, ışınmaların yol aça bileceği değişimler incelenir; fakat pillerin temel uygulama alanı enerji üretimidir. 1939'da birkaç fizikçinin dikkatini çeken bu üretim şekli, ancak 1954'den sonra gerçekleştirilmiştir. Bu enerji, gerek bir atom motorunun, gerek elektrik üreten sabit bir tesisin çalıştırılmasında kullanılır. Bir atom santralinin çalışma ilkesi basittir: bir akışkan fisyonla yüksek bir sıcaklığa ulaşmış uranyum içinde dolaşır. Bu şekilde ısınan akışkan ısı değiştiricilerinden geçer ve orada birkaç yüz derecedeki sıcaklıkta su buharı üretir. Bu buhar, kömürle çalışan termik santraldeki gibi kullanılır. Bu teknik en kolay olanıdır, fakat dünyanın heryanında, verimi daha yüksek başka tip santralların kurulmasına çalışılmaktadır. Mesela Amerika'da yavaşlatıcı olarak sudan faydalanan bir pilin kullanılması düşünülmektedir. Bu su, pilinin çalışması sırasında kaynamaya başlar ve elde edilen buhar doğrudan doğruya bir türübünü çalıştırmak için kullanılır. Çeşitli ülkelerde başka ilkelerde incelenmektedir. 1gr uranyum fisyonunun 3 ton kömürün yanmasıyla elde edilen enerjiyi verdiği bilinirse atom enerjisinin olağanüstü imkanları kolayca anlaşılır. Teknisyenlerin amaçlarından biri, uranyumun mümkün olduğu kadar fazla kısmının fisyona uğrayabileceği piller yapmaktır. Tabii uranyumdan faydalanan bir pilde uranyumun yalnız çok bir kısmı kullanılabilmektedir. Gerçekten yalnız uranyum 235 doğrudan doğruya tepkimeye girer. Uygun miktarda kullanılınca zincirleme tepkime durur. Pilin ömrü, uranyum 238 içinde nötron yakalanması sonucunda meydana gelen plütonyumla uzatılır, fakat nötronları soğuran bazı fisyon ürünlerinin etkisiyle doğan pil zehirlenmesi, uranyumdan faydalanma oranını düşürür. Bununla birlikte gerçekten uranyumun büyük bir kısmını kullanacak pillerin yapılması mümkün görülmektedir. Bunun için yenileyici piller denilen ikincil pillerde, uranyum 235 veya daha elverişli olan uranyum 233 veya plütonyumla zenginleştirilmiş uranyum kullanılır. Bugün bir atom santraliyle sağlanan elektriğin fiyatı küçük çapta geleneksel tesislerden sağlanan elektriğe göre daha yüksektir. Fakat yeryüzü, geleneksel yakıtlardan çok daha büyük rezervleri olan yeni bir enerji kaynağına kavuşmuştur. Gerçekten fisyonla elde edilecek enerji rezervlerinin kömürden ve diğer fosil yakıtlardan çıkarılan enerji kaynaklarından yirmi beş defa fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bir atom motoru aynı ilkelere göre çalışır. Personeli ışımaya karşı korumak için atom pilini çok büyük bir kap içine yerleştirmek gerektiğinden, atom motoru ancak büyük boyutlu taşıtlarda kullanılabilir; bu yüzden otomobillerde kullanılması mümkün görülmemektedir. A.B.D.'de atom denizaltıları ve Rusya'da bir buz kıran yapılmıştır. Atom motorunun ilgi çekici yönlerinden biri, taşıtın çok uzun süre yakıt ikmali yapmadan gidebilmesini sağlaması ve denizaltılarda yakıt artığı bırakmamasıdır.



*Tarihçe: Fisyon, 1938'de alman Hahnn ve Strassman tarafından keşfedildi. Bu yeni olay, Fransa'da  Halban, Joilet-Curie, Kowarski, F. Perrin ekibi, İngiltere'de Frisch, Amerika'da Fermi tarafından incelendi. Daha 1939'da fransız ekibi, nötranların fisyon sırasında yayıldığını ve sayılarının bir zincirleme tepkime doğurmağa yeterli olduğunu ıspatladı. Bir ağır su ve uranyum bütünü içinde zincirleme bir tepkime meydana getirmek için plalar yapıldı. Bu çalışmalar 1940 haziranında kesildi. Amerika'da Fermi 2 aralık 1942'de Chicago'da ilk atom pilini yaptı. Bu pil  50 ton uranyum ve 500 ton grafit yığını halindeydi. Bu deneyin başarıya ulaşması Amerika hükümetini askeri amaçlarla nükleer araştırmalara çok büyük ölçüde maddi imkan sağlamağa yöneltti. Plütonyum üretmek için düşünülen piller Handford'da yapıldı. Bu ilk plütonyum, atom bombası yapımında kullanıldı. İkinci dünya savaşından sonra, büyük ülkeler atom enerjisini geliştirme programları hazırlandı. Birkaç kW gücündeki deney pilini daha güçlü deney pilleri izledi. 1955'te Amerika'da bir atom denizaltısının ve Rusya'da küçük bir elektirik santralının çalışmağa başlamasıyla enerji üretimine geçildi; sonra İngiltere'de 1956'da yaklaşık olarak 500000 kW gücünde bir santral kuruldu. 1940'tan sonra çeşitli ülkelerde çalışmalara devam edildi. 1955'te toplanan Cenevre konferansında, bütün ülkelerin bilim adamları aldıkları sonuçları tartıştılar. Bu konferans, barışçı amaçlarla kullanılacak atom enerjisi devrini açtı. 1956'da Birleşmiş Milletler bünyesinde bir Milletlerarası Atom ajansı kuruldu.



PİLLER



  A- Pilin Tanımı:



  Piller; elektrik yükünü biriktiren ve kullanması gereken zamanda harcayan bir depo görevini yüklenmektedir. Pil üreteçler grubunun şimdilik en küçük üyesidir.



  B- Pil Çeşitleri:



  a)Volta Pili:



  Alexsander Volta‘nın 1800’de bulduğu Volta pilinde elektrolit olarak sülfat asidinin suda eriğiyi kullanılır. Elektronlar ise, bir bakır bir de çinko çubuktur. Çinko çubuk negatif, bakır çubuk ta pozitif kutbu oluşturmaktadır. Daha hiçbir elektrik devresine bağlanmamış bir volta pilinin iki ucu arasındaki potansiyel farkı 1 volttur. Devreyi tamamladığımızda 1 voltluk gerilimin hızla düştüğünü göreceksiniz. Çünkü çinko iyon salarak hızla erimeye başlamıştır. Bu iyonlar SO4(sülfat)’la birleşerek ZnSO4 (çinko sülfat karışımı)’ü oluştururlar. Bu arada hidrojen gazı da bakır çubuk etrafında kaçak hava kabarcıkları şeklinde yükselmişlerdir. Akım devam ettikçe gerilim farkı azalır. Artık öyle bir an gelir ki devreden akım geçmez. Eriyik içindeki hidrojen bakır çubuğu kaplar. Elektrolit, artık bakır çubuğun çeperine  dokunamaz hale gelmiştir. Kutupların yeni hidrojenle kaplanan bakır çubuğun üzeri temizlenirse ve yeniden eriyik içine batırılırsa, akım geçmeye devam eder. Bu iki türlü yapılır. Biri zımpara kağıdı ile bakırın üzerindeki hidrojen tabakası kazınır. Diğeri ise bakır çubuk ateşe tutularak hidrojen kaplı tabaka yakılır. En basit ve ilk elektrik pili olan volta pili pratik olmadığından günümüzde kullanılmaz.



b) Daniel Pili:



Ortadan gözenekli bir bölümle ikiye bölünmüş bir kap alalım. Bu kabın birinci bölümüne ZnSO4’ün suda eritilmişini, diğerine de CuSO4’ün sudaki eriyiğini koyalım. ZnSO4’ün bulunduğu yere bir çinko çubuk batıralım. Diğerine de bakır bir çubuk batırılır. Daniel pilini yapmış oluruz. Aslında kimyasal tepkimeyi göz önüne alarak, şöyle bir sonuca varabiliriz. Pozitif elektrik yüklü çinko iyonlarının, bakır çubuğu kaplayıp, kutuplaşma meydana getirmesi gerekir. Oysa böyle bir olay meydana gelmez.    Pozitif yüklü çinko iyonları bakır çubuğa doğru giderken, gözenekli kabı geçer geçmez çinko çubuğa doğru negatif elektrik yüklü SO4 iyonlarıyla karşılaşırlar. Bu karşılaşma sonucu bir tepkime oluşur.



  İkinci kapta bulunan Cu+SO4’deki pozitif elektrik yüklü iyonları ise pozitif kutbu, yani bakır çubuğa doğru giderlerken ve orada birikirler. Burada biriken bakır iyonları daha lsonra elektrik yüklerini sıfırlarlar. Diğer kaptaki elektrik yükü SO4 iyonları ise negatif kutba, yani çinko çubuğa giderek çinkoyu eritmeye başlar. Bu sırada elektron da verirler. Sonuçta bir kimyasal tepkime olur.



  Buraya kadar olanları özetleyecek olursak, çinko çubuğun eridiğini ve bakır çubuk üzerinde de bir bakır tabakası oluşturduğunu görürüz. Aynı cins madde ile kaplandığından pozitif kutuplanma olmadığı görülür. Bu pillerin gerilim farkı değişmez. Bu nedenle günümüzde hala kullanılmaktadır.



  c) Leclanche Pili:



  Bu pilde elektrolit olarak nişadırın sudaki eriyiği kullanılmaktadır. Pozitif kutup olarak kömür, negatif kutup olarak da çinko kullanılmalıdır. Leclanche pilinin çalışma ilkesini tam olarak anlayabilmek için şöyle bir deney yapmakta yarar vardır.



  Bir kabın içine su koyalım. Bu suyun içinde de nişadır eritelim. Eriyiğin içine bir kömür, diğeri de çinko iki çubuk batıralım. Bu iki çubuğu bir iletkenle birleştirelim. Pozitif yüklü NH4 kömür  çubuk üzerini kaplar ve kutuplaşmaya yol açar. Leclanche  pilinde bu kutuplaşmayı  önlemek amacıyla mangandioksit kullanılır. Gözenekli bir küçük kap içine konan mangandioksite çarptıkları zaman yanarlar. Öte yandan Klor iyonları da çinko çubuğa, yani negatif kutba doğru giderler. Burada ZnCl2’ye dönüşür. Pilden akım geçtiği süre içinde kömür çubuğu kaplayan mangandioksit eksilir. Bunun sonucunda pilden akım geçmeye başlar. Leclanche pilleri sürekli elektrik akımı elde edilmeyen yerlerde kullanılır. Çünkü  mangandioksit bitmesi ve kömür çubuğun kutuplaşması akımın kesilmesini ve kömür çubuğun kutuplaşmasını sağlar. Fakat bir süre sonra kutuplaşma devam eder. Sürekli elektrik akımının elde edilmesini gerektirmeyen yerler için ideal bir pildir.



d) Kuru Pil:



  Silindir şeklinde bir çinko kap alalım. İçine suda eritilmiş nişadırı jelatinle karıştırarak, yoğun bir duruma getirip koyalım. Daha sonra içine mangandioksitle kaplanmış bir kömür çubuk yerleştirelim. Devreyi tamamladığımızda günümüzdeki kuru pil yapılmış olur.



  Çalışma ilkesi aynı Leclanche pilinde olduğu gibidir. Sadece sıvı elektrolit yerine daha koyulaştırılmış ve katı duruma getirilmiş elektrolit kullanılmıştır. Bu nedenle taşınması açısından kolaylık sağlanmıştır.



  C- Kuru Pil Hakkındaki Diğer Bilgiler:



Pil devrede nedir?



  Pil, enerjili elektronların atomlara çarpmasını ve atomdan atoma enerji aktarılmasını sağlar.



  Pil, iki nokta arasında potansiyel fark oluşturan araçtır.



  D- Yapmamız Gerekenler:



  - Kısa devre pili hemen bitirir. Oluşan hidrojen patlamaya neden olur. Pil birden bire ısınır.



  - Pil asitli bir alettir. Asit parçalayıcıdır. Bu nedenle  dikkatsizce oynanması tehlikelidir. Eğer bir yerimize asit değerse, önce asit değen yeri kurulamalı, sonra soğuk su ve sabunla iyice yıkamalıyız.



  E- Pilin Kullanıldığı Yerler:



  Piller küçük ve taşınması kolay olduğu için, walkmen, kumanda aletleri, oyuncak vb. yerlerde kullanılır.



  F- Kutuplaşma Nedir?



  Kutuplaşma bir pilin artı ucunun iyonlarının sıvıda ilerleyerek diğer ucu kaplamasına denir. Çünkü, artı uç eksiyi, eksi uç ise artıyı çeker. Böylece bir uç işe yaramaz hale gelir ve devre kitlenir. Pillerde kesinlikle kutuplaşma olur. Ancak, bunu geciktirmek önemlidir.



G- Diğer Üreteçler:



a)     Akümülatörler:



  Halk dilinde akümülatörler elektrik akımını depolayan ve uzun süre kullanımını sağlayan aygıtlardır. Akümülatörlerin prensibi de, kutuplaşan volta pilinin hemen hemen aynısıdır. Çünkü akümülatör kutupları da belli bir süre sonra kutuplaşır ve elektrik akımı vermez. Akümülatöre, kutuplaşması uzun süren piller de denir. Akümülatörler içlerinde bulunan elektrolit ve elektrotlar açısından kutuplaşması çok uzun süren maddelerden seçilirler. Akümülatörlerin kutupları belli bir süre sonra kutuplaşır. Buna akümülatör boşaldı denir. Bunun giderilmesine de akümülatörün doldurulması denir.



b) Jeneratörler:   Büyük yerlerde elektrik üreten büyük araçlardır. Jeneratörler bazen elektrikler kesildiğinde devreye giren büyük piller şeklinde de olabilir.      

590
0
0
Yorum Yaz
müjde ar