<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>ARADIĞINIZ TÜM BİLGİLER</title>
        <description>İnternette arayıpta bulamadığınız tüm bilgiler bu sitede.</description>
        <link>http://bilgiver.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 02:16:12 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Cam Neden Saydamdır?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/cam-neden-saydamdir_20857921.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/cam-neden-saydamdir_20857921.html</guid> 
            <description>Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. D&amp;uuml;nyanın her k&amp;ouml;şesinde rahat&amp;ccedil;a bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı &amp;ouml;zelliği ne tam bir sıvı ne de ger&amp;ccedil;ek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; atomik yapısındaki d&amp;uuml;zen sıvılardaki rasgele d&amp;uuml;zeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise d&amp;uuml;zg&amp;uuml;nd&amp;uuml;r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı bir cisimde atomların bir diziliş d&amp;uuml;zeni vardır. Yani bu diziliş d&amp;uuml;zeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu &amp;ouml;zellik yoktur. &amp;Ccedil;ok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hi&amp;ccedil; bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada g&amp;ouml;r&amp;uuml;len bazı kristaller ise camdaki kusurlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cama &amp;ccedil;ok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda i&amp;ccedil; sınırlar bulunmadığından camın i&amp;ccedil;inden ge&amp;ccedil;en bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan ge&amp;ccedil;er. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;r&amp;uuml;z. Işık sadece camın y&amp;uuml;zeyini aşarken hafif&amp;ccedil;e kırılır. &lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/cam-neden-saydamdir_20857921.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:57:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hızlı Okuma Tekniği Nedir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/hizli-okuma-teknigi-nedir_20857901.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/hizli-okuma-teknigi-nedir_20857901.html</guid> 
            <description>Bir resme, bir karikat&amp;uuml;re bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. G&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml;z şekilleri g&amp;ouml;r&amp;uuml;r, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı &amp;ouml;ğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu i&amp;ccedil;in farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye g&amp;ouml;re hayli yavaştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar sadece g&amp;ouml;z ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı l&amp;uuml;zumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (&amp;ouml;zellikle &amp;ccedil;ocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı i&amp;ccedil;inden kelime kelime okur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında k&amp;uuml;lt&amp;uuml;re ve s&amp;uuml;rekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. T&amp;uuml;m bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada 1000 kelime okuma seviyesine &amp;ccedil;ıkabilmektedirler... ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/hizli-okuma-teknigi-nedir_20857901.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:57:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Jules Verne Kimdir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/jules-verne-kimdir_20857841.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/jules-verne-kimdir_20857841.html</guid> 
            <description>Fransız yazarıdır (1828-1905). Gen&amp;ccedil;lik edebiyatının hi&amp;ccedil; tartışmasız ger&amp;ccedil;ek ustası, kurgubilimin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;ouml;nc&amp;uuml;s&amp;uuml; Jules Verne, milyonlarca basılan ve 80 &amp;uuml;lkede &amp;ccedil;evrilerek yayımlanan pek &amp;ccedil;ok eser bıraktı (63 roman, 18 hik&amp;acirc;ye). Sinema ve televizyon da onun yarattığı kahramanları efsaneleştirdi: Phileas Fogg, kaptan Nemo, Michel Strogoff, kuşaklar boyunca gen&amp;ccedil;liğe macera ve bilinmedik yerleri keşfetme zevkini aşılayan daha nice roman kahramanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ağının inanılmaz bilimsel buluşlarını dikkatle izleyen Jules Verne, bir&amp;ccedil;ok icadı tıpkı bir k&amp;acirc;hin gibi &amp;ouml;nceden haber vermiştir, gezegenlerarası f&amp;uuml;ze, denizaltı ve helikopterden başka, batiskaf, tank, atom bombası, y&amp;uuml;ksek gerilim hatları, yapay uydu ve televizyon gibi ara&amp;ccedil;ları ilk defa onun kahramanları kullandılar.&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/jules-verne-kimdir_20857841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yaşar Kemal Kimdir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/yasar-kemal-kimdir_20857811.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/yasar-kemal-kimdir_20857811.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt;T&amp;uuml;rk romancısıdır (1922). &amp;Ccedil;ağdaş T&amp;uuml;rk romancıları arasında en &amp;uuml;nl&amp;uuml; olanlardan biridir. Romanlarından birka&amp;ccedil;ının yabancı dillere &amp;ccedil;evrilmesinden sonra başka &amp;uuml;lkelerde de tanındı. Doğayı, efsaneleri ve toplumsal ger&amp;ccedil;ekleri birlikte konu edinen eserleriyle kendine &amp;ouml;zg&amp;uuml; bir &amp;ccedil;ığır a&amp;ccedil;mıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşar Kemal b&amp;uuml;t&amp;uuml;n romanlarında ağa-k&amp;ouml;yl&amp;uuml;, patron-iş&amp;ccedil;i, varlıklı-yoksul arasındaki gizli-a&amp;ccedil;ık &amp;ccedil;atışmaları eşsiz doğa betimlemeleri ve ruhsal yapı &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mlemeleriyle birlikte işler. Yazarın bir başka &amp;ouml;zelliği eserlerindeki destansı havadır. Halk dilinden, halk şiirinden ve t&amp;ouml;relerinden bol bol ve ustaca yararlanarak, halk&amp;ccedil;a benimsenmiş efsaneleri bir destan havası i&amp;ccedil;inde işler: &amp;Uuml;&amp;ccedil; Anadolu Efsanesi, Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi v.b.&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/yasar-kemal-kimdir_20857811.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>John Locke Kimdir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/john-locke-kimdir_20857771.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/john-locke-kimdir_20857771.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt;(1632-1704). &amp;mdash; İngiliz filozofu, deneyin, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bilginin tek temeli olduğu g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml; savunan g&amp;ouml;rg&amp;uuml;c&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n (empirisme) temsilcisi. Anlayış &amp;Uuml;zerine Deneme (1690) adlı kitabında, Locke, bilgi sorununun &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml; i&amp;ccedil;in deney ilkesine başvurur, doğuştan fikirlerin varlığını yadsır ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n tasarımları iki kaynaktan, dış duyu ve i&amp;ccedil; duyudan &amp;ccedil;ıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Locke, dış duyumları, şeylerin bizim &amp;uuml;zerimizdeki etkisi ile a&amp;ccedil;ıkladığı ve zamanı i&amp;ccedil;in cesurca olan madde (eğer tanrı istemiş olsaydı) d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebilirdi varsayımını ortaya attığı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de, materyalist g&amp;ouml;r&amp;uuml;şte yeralır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ruh ve tanrı fikirlerine &amp;mdash;zaten ona g&amp;ouml;re inan alanına giren bu fikirlere&amp;mdash; bağlı kaldığı &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de de ikici (yani dualist, d&amp;uuml;nyayı madde ve ruh halinde b&amp;ouml;len) bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rd&amp;uuml;r ve İngiliz tanrıcılığının gelişmesini başlatır. Onun bilgi teorisinin temel &amp;ouml;zelliği, insan anlayışını &quot;atomlaştırması&quot;dır (atomisation), yani bizim zihnimizi, bir duyumlar toplamı, duyumlardan yapılma bir &quot;mozayik&quot; haline indirger.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilin&amp;ccedil; mozayiği, atomlaşmış burjuva d&amp;uuml;nyasını aslı gibi yansıtan bir aynadan başka bir şey değildir. Toplumsal siyaset konusundaki anlayışlarında Locke, burjuva &amp;ccedil;ıkarlarının kararlı bir savunucusu olmuştur; liberalizm teorisyeni olarak anayasal monarşiden, tanrıtanımazlığa karşı hoşg&amp;ouml;r&amp;uuml;den yana olmuştur. Başlıca yapıtları: Anlayış &amp;Uuml;zerine Deneme (1690), Hoşg&amp;ouml;r&amp;uuml; &amp;Uuml;zerine Mektuplar (1685-1704)... ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/john-locke-kimdir_20857771.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kauçuk Nedir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/kaucuk-nedir_20857751.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/kaucuk-nedir_20857751.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt;Paris &amp;ccedil;alkalanıyor: K&amp;acirc;şif La Condamine, G&amp;uuml;ney Amerika'ya yaptığı bilimsel inceleme gezisinden d&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş... On yıl s&amp;uuml;ren bu gezinin bastıca amacı meridyenin bir derecesini &amp;ouml;l&amp;ccedil;mekti. Daha &amp;ouml;nce Maupertuis tarafından Laponya'da yapılan benzeri bir incelemenin sonu&amp;ccedil;larının karşılaştırılması, Cassini ve Newton taraftarlarının arasındaki m&amp;uuml;cadeleye son vermişti: D&amp;uuml;nya ekvatorda değil kutuplarda basık bir k&amp;uuml;re idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goodyear, dul karısına ve artı &amp;ccedil;ocuğuna 200.000 dolar bor&amp;ccedil; bırakarak bir otel odasında &amp;ouml;ld&amp;uuml;. Buna karşılık Britanyalı rakibinin elinde vulkanizasyon, yaygın bir teknik haline girmiş ve 1839'da 300 ton olan d&amp;uuml;nya kau&amp;ccedil;uk &amp;uuml;retimi 1850' de 1.000 tona y&amp;uuml;kselmişti. Ve y&amp;uuml;zyılın sonunda da 40.000 tona varacaktı. Hancock daha da ileri gitti: Kau&amp;ccedil;uğu k&amp;uuml;k&amp;uuml;rd&amp;uuml;n etkisinde daha uzun zaman tutmak yoluyla sert bir madde olan &quot;ebonit&quot;i buldu. 1849'da vatandaşı F. Walton keten yağını oksitlemek ve bunu talaş ya da mantarla karıştırmak yoluyla bir t&amp;uuml;r yerli kau&amp;ccedil;uk meydana getirdi. &quot;Linolyum&quot; denen bu madde &amp;ccedil;abuk yaygınlaştı ve &amp;uuml;retimi g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde 170 kilometre kareye kadar y&amp;uuml;kseldi... ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/kaucuk-nedir_20857751.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yelkenli Nedir?</title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/yelkenli-nedir_20857691.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/yelkenli-nedir_20857691.html</guid> 
            <description>Fulton 23 Şubat 1815'te &amp;ouml;ld&amp;uuml;. Onu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir sevince kavuşturduğu şehrin g&amp;ouml;beğine, Manhattan'daki mezarlığa t&amp;ouml;renle g&amp;ouml;md&amp;uuml;ler, ihtiyar Clermont'un bol bol torunları olmuştu. A.B.D.'nin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k g&amp;ouml;llerinde ve başlıca ırmaklarında y&amp;uuml;zlerce buharlı gemi dolaşmaktaydı. Avrupa bu gelişmeyi ibretle seyrediyordu. Amerika'yı izlemekte gecikmedi: İlk d&amp;uuml;zenli vapur seferi 1818'de, İngiltere-İrlanda arasında başladı. Kesinlikle bilinmiyor ama, halk bu yeniliğe kaygı ve duraksamalı bir d&amp;ouml;nemden sonra alışabilmiş olmalı. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu topraklarda g&amp;ouml;l ya da ırmak s&amp;ouml;z konusu değildi. Kapalı da olsa bir deniz yolculuğuydu bu ve denizin şakası olmazdı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S&amp;ouml;z&amp;uuml;n kısası, 1850 yıllarında yelkenlilerin toplam tonajı 10.000.000 ton olduğu halde buharlınınki 750.000'di. Yani y&amp;uuml;zde 40'a karşı y&amp;uuml;zde 3 oran, 1870'te y&amp;uuml;zde 16'ya karşı 3'e, 1885'teyse 1'e karşı Ve d&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Rekabet uzun s&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş ve yelkenlinin g&amp;ouml;zden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ş&amp;uuml; ancak 1870'ten sonra olmuştu. Bunun nedeni de yeni bir elemanın Watt makinesinin lehine işe karışmış olmasıydı: Pervane icat edilmişti... ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/yelkenli-nedir_20857691.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 29 Jul 2008 21:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Akdeniz Bölgesinin Özellikleri nelerdir? </title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/akdeniz-bolgesinin-ozellikleri-nelerdir_15336061.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/akdeniz-bolgesinin-ozellikleri-nelerdir_15336061.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bölge yurdumuzun güneyinde, Akdeniz boyunca bir şerit halinde uzanır. Komşuları Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri, Suriye, Kıbrıs Adası ve Akdeniz ile komşudur. Gerçek Alanı 122.927 Km2&amp;#8217;dir. Ülkemizin % 15&amp;#8217;ini kaplar ve Alan bakımından 5.sırada yer alır. &lt;BR&gt;Nüfusu 2000 sayımına göre 8.7 milyondur. Nüfus yoğunluğu Km2&amp;#8217;ye 71 kişidir. Bu Türkiye ortalamasının altındadır. (Türkiye ortalaması Km2&amp;#8217;ye 83 kişi). Kentsel nüfus % 60&amp;#8217;tır (Türkiye ortalaması %65). Nüfus artış hızı %o 22&amp;#8217;dir (Türkiye ortalaması %o 18.3)&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;BÖLÜMLERİ:&lt;BR&gt;1.Adana Bölümü&lt;BR&gt;2.Antalya Bölümü&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:&lt;BR&gt;Dağları: Bölge genel olarak Toros Dağları ve yüksek platolarla kaplıdır. Batı Toroslar, Bey Dağları, Çiçekbaba ve Barla Dağları, Sultan Dağı, Dedegöl ve Geyik Dağları, Orta Toroslar, Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı ve Binboğa Dağları, Nur Dağları. Karadeniz Bölgesinde olduğu gibi dağların uzanış yönü ulaşıma elverişli olmadığı için ulaşım ancak geçitlerden sağlanır. Bu geçitler Çubuk, Gülen ve Gürbulay Geçitlerdir.&lt;BR&gt;Platoları: Taşeli ve Teke Platoları&lt;BR&gt;Ovaları: Çukurova, Amik, Antalya, Göller Yöresindeki Çöküntü Ovaları.&lt;BR&gt;Akarsuları: Bölgedeki akarsular iklim sebebiyle düzensiz akışa sahiptir. Akarsuları kışın kabarır, yazın ise çok azalır. Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Manavgat, Aksu ve Dalaman başlıca akarsularıdır. Manavgat ve Aslantaş Baraj Gölleri de bulunmaktadır.&lt;BR&gt;Gölleri: Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Kovada, Acıgöl, Suğla, Söğüt, Salda, Elmalı ve Avlan başlıca gölleridir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:&lt;BR&gt;Bölgenin Akdeniz yamaçlarında Akdeniz İklimi ve Maki Bitki Topluluğu görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. &lt;BR&gt;Dağların kuzey yamaçlarında ve göller yöresindeyse iklim karasallaşır. Bitki örtüsü d.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/akdeniz-bolgesinin-ozellikleri-nelerdir_15336061.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 May 2008 10:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ünlü Türk Matematikçileri kimlerdir? </title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/unlu-turk-matematikcileri-kimlerdir_15336021.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/unlu-turk-matematikcileri-kimlerdir_15336021.html</guid> 
            <description>ALİ KUŞÇU:&lt;BR&gt;Türk İslam Dünyası astronomi ve matematik alimleri arasında, ortaya koyduğu eserleriyle haklı bir şöhrete sahip Ali Kuşçu, Osmanlı Türkleri'nde, astronominin önde gelen bilgini sayılır. &quot;Batı ve Doğu Bilim dünyası onu 15. yüzyılda yetişen müstesna bir alim olarak tanır.&quot; Öyle ki; müsteşrik W .Barlhold, Ali Kuşcu'yu &quot;On Beşinci Yüzyıl Batlamyos'u&quot; olarak adlan-dırmıştır. Babası, Uluğ Bey'in kuşcu başısı (doğancıbaşı) idi. Kuşçu soyadı babasından gelmektedir. Asıl adı Ali Bin Muhammet'tir. Doğum yeri Mave-raünnehir bölgesi olduğu ileri sürülmüşse de, adı geçen bölgenin hangi şehrinde ve hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmektedir.&lt;BR&gt;Ancak doğum şehri Semerkant, doğum yılının ise 15. yüzyılın ilk dörtte biri içerisinde olduğu kabul edilmektedir. 16 Aralık 1474 (h. 7 Şaban 879) tarihinde İstanbul'da ölmüş olup, mezarı E-yüp Sultan Türbesi hareminde bulunmaktadır. Ölüm tarihi; torunu meşhur astronom Mirim Çele-bi'nin (ölümü, Edirne 1525) Fransça yazdığı bir eserin incelenmesi sonucu anlaşılmıştır. Mezar yerinin 1819 yılına kadar belirli olduğu ve hüsn-ü muhafazasının yapıldığı; ancak 1819 yılından sonra, Ali Kuşcu'ya ait mezarın yerine, zamanının nüfuzlu bir devlet adamının mezar taşının konmuş olduğu anlaşılmaktadır. Uluğ Bey'in Horasan ve Maveraünnehir hükümdarlığı sırasın-da, Semerkant'ta ilk ve dini öğrenimini tamamlamıştır. Küçük yaşta iken astronomi ve matema-tiğe geniş ilgi duymuştur.&lt;BR&gt;Devrinin en büyük bilginlerinden; Uluğ Bey , Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddün Cemşid ve Mu'in al-Din el-Kaşi'den astronomi ve matematik dersi almıştır. Önce,Uluğ Bey, tarafından 1421 yılında kurulan Semerkant Rasathanesi ilk müdürü, Gıyaseddün Cemşid'in, kısa süre sonra da Rasathanenin ikinci müdürü Kadızade Rumi'nin ölümü üzerine, Uluğ Bey Rasathane-ye müdür olarak Ali Kuşcu'yu görevlendirmiştir. Uluğ Bey Ziyc'inin tamamlanmasında büyük e-meği geçmi.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/unlu-turk-matematikcileri-kimlerdir_15336021.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 May 2008 10:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Günümüzdeki önemli geçim kaynakları nelerdir? </title>
            <link>http://bilgiver.blogcu.com/gunumuzdeki-onemli-gecim-kaynaklari-nelerdir_15040371.html</link>
            <guid>http://bilgiver.blogcu.com/gunumuzdeki-onemli-gecim-kaynaklari-nelerdir_15040371.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=897 borderColorLight=#c0c0c0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD&gt;Günümüzdeki geçim kaynakları&lt;BR&gt;1. Tarım&lt;BR&gt;2. Sanayi&lt;BR&gt;3. Ticaret&lt;BR&gt;4. Turizm&lt;BR&gt;5. Bankacılık&lt;BR&gt;6. Sigortacılık&lt;BR&gt;7. Ulaşım&lt;BR&gt;8. İletişim&lt;BR&gt;9. Çeşitli hizmet alanlar gelir&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Geçmişten günümüze geçim kaynakları&amp;#8230;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnsanın var oluşundan günümüze kadar çeşitli geçim kaynaklarının varlığı, toplumsal yapının farklılaşmasında etkili olmuştur&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnsanlar yaşamlarını kolaylaştırmak için&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; önce hayvan gücünü,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; sonra buharı,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Daha sonra da elektriği kullanmaya başlamışlardır&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; MS 11 ve 12 yy. da tarım ve hayvancılık önemini korumakla birlikte ticaret de çok önemliydi&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ticaretin gelişmesiyle ülkeleri ekonomik anlamda birbirine bağlayan yollar oluşmaya başladı&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hititler döneminde var olan yollar, Roma döneminde geliştirildi ve yeni yollar yapıldı&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ticaret, devletler için önemli bir gelir kaynağı oldu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ticaret yolları uzundu ve tam güvenli değildi.&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu yüzden Selçuklular döneminde ticaret kervanlarının rahatlığı için kervansaraylar yaptırıldı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Osmanlılar da aynı amaçla hanları inşa etmişlerdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İpek Yolu, Asya ve Avrupa arasındaki toplumsal değişim ve etkileşim açısından önemli bir yere sahip olmuştu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1500'lü yıllarda, toplumlar arası ticaretin gelişmesiyle ülkeler arasında ekonomik ilişkiler de gelişmeye başlamıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ticaretin denizaşırı ülkelerle yaygınlaşması, özellikle Avrupa açısından önemli sonuçlar ortaya çıkarmıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ekonomik yaşam, Batı Avrupa'da buhar makinesin.. ( &lt;a href=&quot;http://bilgiver.blogcu.com/gunumuzdeki-onemli-gecim-kaynaklari-nelerdir_15040371.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 02 May 2008 22:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://bilgiver.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>